17 Eylül 2014 Çarşamba

Doğal Yaşam ve Hayvan Hakları Sorunsalı

  Geçmişten bugüne, canlıların doğa yasalarının izin verdiği şekilde oluşum, gelişim ve ölüm süreçlerine bakarsak yaşam için gerekli olan enerjinin doğada her zaman mevcut olduğu sonucuna ulaşırız. Üstelik bu enerji hiçbir zaman azalmaz veya artmaz. Yani her canlı varlık evrende bir enerjiyi temsil eder ve bu varlık yok olsa bile enerjisi evrende var olmaya devam eder.

  Einstein’ın, evrenin genişlemediğini ve durağan olduğunu ifade eden “kozmolojik sabit” terimi daha sonra Hubble’ın yaptığı gözlemler neticesinde yalanlanmış olsa da evrendeki toplam enerji miktarını “kozmolojik sabit” ile açıklayabiliriz gibi gözüküyor. Örneğin bir yıldız, yaşamı boyunca evrene ısı ve ışık yayarak çekirdeğindeki yakıtı azaltır. Yakıtı bittiğinde ise infilâk eder ve dış katmanlarını uzaya doğru savurur. Savrulan tüm gaz, toz ve diğer bileşenler başka bir yerde, kütle çekimi etkisiyle bir araya gelir ve yeni bir yıldız doğar. Daha basit bir örnek vermek gerekirse; yeryüzünde bulunan su, ısının etkisiyle buharlaşır ve gökyüzüne yükselir. Burada yeterli derecede soğuma gerçekleştikten sonra yoğunlaşır ve yağmur olarak tekrar yere iner. İşte, evrendeki tüm yaşamın özeti de kısaca budur, yani döngü.

  Hepimiz kısır bir döngünün içindeyiz aslında; doğa bizim besin kaynağımız biz de doğanın. Tıpkı Şener Şen’in, Eşkıya’da söylediği gibi: “Korkma sadece toprağa gideceksin... Sonra toprak olacaksın... Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin... Oradan özüne ulaşacaksın... Çiçeğin özüne bir arı konacak... Belki... Belki o arı ben olacağım.” Reenkarnasyona inanmayan?

  Peki, ben bu kadar şeyi neden anlattım, niçin anlattım? Aslında mevzumuz hayvan hakları ve hayvanların yenilip yenilemeyeceği sorunsalı. Artık, evrene göre hepimizin birer enerji olduğunu ve bir ölümün bir yaşam getirdiğini öğrendiğinize göre hayvan hakları konusuna "işin doğası" gereği yaklaşabiliriz.

  Doğada görebileceğiniz üzere vahşi hayvanlar diğer hayvanları avlayarak besleniyor ve hayatlarına devam ediyorlar. Yani bir canlı varlık enerji değiştirerek diğer canlı varlığa hayat veriyor. Büyük balıklar küçük balıkları, aslanlar antilopları, örümcekler sinekleri, bakteriler ve tenyalar bağırsaklardaki atıkları yiyerek hayatta kalıyor. O halde, işin doğası gereği hayvanları avlayarak onları kendimiz için birer besine dönüştürmemizde hiçbir sakınca yok değil mi? Çünkü doğal yaşam bunu gerektiriyor. Ayrıca insanlığın ilk çağlarında da canlı doğamız gereği avlanıyor ve bu sayede hayatta kalıyorduk.

  Peki, insanların hayvanlar üzerinde tam denetim sağlamaları ve hayvanlardan diledikleri gibi yararlanmaları doğal mıdır? Şirketlere “yasal dayanak” sağlayan kanunlar, sırf besicilik pazarının daha da büyümesi için hayvanların işkence altında kalıyor olmalarına ne kadar daha göz yumacak? GDO’lu besinlerle hızlıca büyütülen ve antidepresanla sakinleştirilen tavuklar, hızlı kilo alması ya da çabucak süt vermesi için gövdelerinden midelerine açılan delik sayesinde alelacele beslenen inekler (henüz Türkiye’de yok), dayak ve çeşitli ceza yöntemleriyle eğitilen sirk hayvanları, varlığı bile birçok insan için tartışma konusu olan Yunus Parkları ve niceleri… Peki ya sırf eğlence veya lüks giyim için avlanan hayvanlar?

  Bana kalırsa, doğamız gereği, et ile beslenmemizde bir sakınca yok ancak bu etin ne şekilde sağlandığı ve hayvanların hangi koşullarda yetiştirildiği önemli. Hayvanların lüks ya da eğlence amaçlı avlanmasına ise kesinlikle tahammülüm yok. Tabii aynı şekilde bilim adına hayvanları korkunç deneylere maruz bırakan insanlara da.

  Son olarak Çin’de köpek eti yenmesiyle ilgili konuya da değinmek istiyorum. Her ne kadar bu konu, duyulduğunda dünya çapında yankı uyandırıp hayvan hakları derneklerini harekete geçirmiş olsa da bu konuyu tartışmanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum. Eğer siz anlamlı olduğunu düşünüyorsanız o zaman bazı sorularıma kulak verin:

  - Bir hayvan türünün yenilip yenilemeyeceğine kim karar veriyor?

  - Bizim kırmızı et gözüyle baktığımız ineğe tapınan insanlar var, o halde onları neden dinlemiyoruz? 

  - Hayvan hakları dernekleri köpek etinin tüketilmesine neden karşılar ve medya neden et üretimi yapan şirketlerin pisliklerini göstermek yerine ta Çin’deki bir olayla ilgileniyor?

   Hayat sorgulayınca güzel. Esen kalın.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder